12 Şubat 2017 Pazar

Yabancılara Konut Satışında KDV Uygulanmayacak

Ekonomide alarm zilleri kuvvetlendikçe hükümet de tedbirler almaya çalışıyor. Ama tabi bu tedbirler her zaman olduğu gibi geçici. Yapısal sorunlarımız dağ gibi beklerken, yani tabiri caizse bataklık sinek üretmeye devam ederken biz elimizde sineklikle sinek kovalıyoruz.

Maliye Bakanlığı, yabancılara (yerleşik olmayan) konut satışında KDV istisnası uygulamak niyetinde. Ayrıca tapu harçlarında da iyileştirme olacak sanırım.

Ekonomi olarak sırtımızı inşaata verdiğimiz için son bir yıldaki ekonomiyi canlandırıcı tedbirler de ağırlıklı olarak bu sektörle ilgiliydi. Şimdi de aynısı oluyor. Bu diğer alanlarda faaliyet gösteren ve belki de çok daha zor durumda olan firmalar açısından büyük bir adaletsizlik doğuruyor.

Bir an önce geçici çözümlerle günü kurtarmayı bırakıp, yapısal reformları yapmalıyız. Gün gelecek, günü de kurtaramayacağız.


8 Aralık 2016 Perşembe

Konut Teslimlerindeki Net Alan Belirsizliği

“Bilindiği üzere” gibi klişe bir ifade ile yazıya başlamak istemiyorum. Zaten yazıda bahsedeceğim “bilinmeyen” bir konu üzerine. Gerçekten de bilinmiyor zira konu ile ilgili en azından zahirde kimse bir şey yapmıyor.  

Mevcut mevzuatta konut teslimlerinde net metrekarenin nasıl hesaplanacağı konusundan bahsediyorum. Bu konu çok uzun zamandır muallakta. Hem de kısa süreliğine uygulanan KDV teşvikine rağmen.

Şimdi diyeceksiniz ki KDV teşviği sadece 150 metrekare üzerindeki dairelerde uygulanacak. Metrekare tanımıyla dolaylı bir alakası yok. Oysaki var. İnşaat firmalarının üstlenecekleri vergi riski açısından tabii ki de alakası var. 

Öncelikle firmalar hangi %8 KDV uygulayacakları daireleri nasıl belirleyecekler? Tabii ki metrekare hesabına göre. Fakat ortada hesaplamanın nasıl yapılacağına dair bir tanım yok. Bir daireyi kırk yöntemle ölçersiniz, kırkının da net metrekaresi farklı çıkar. Maliyenin, iptal edilen net metrekare hesabı kesinlikle sorunluydu. Fakat en azından herkesin elinde en azından ne olduğu nispeten belli bir hesaplama vardı. Şu anda o hesaplama da yok!!! 

İnanabiliyor musunuz bir şirket şu anda sattığı daire için uyguladığı KDV oranı konusunda (özellikle metrekare hesabı kritik eşiklerde olanlarında) çok büyük riskler alıyor ya da müşterilerine (ya da kendilerine) maliyetler yüklüyorlar ve bu tamamen Maliyenin tembelliğinden.

Buna bir son verilmeli. Hemen. İnşaat cenneti olduğu iddia edilen ülkede, inşaatçıların başında demoklesin kılıcı gibi duran bu fetret devri bir an önce sona ermeli ve iyi ya da kötü bir uygulama yürürlüğe girmelidir.





3 Temmuz 2016 Pazar

Varlık Barışı Düzenlemesinin Kapsamı

Varlık Barışına ilişkin düzenlemeleri de içeren “Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” başlıklı Yeni Torba Kanun Tasarısı TBMM’ye sunuldu.

Varlık Barışının genel çerçevesi nedir?
Bu düzenlemeyle; 31/12/2016 tarihine kadar gerçek ve tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin banka ve aracı kurumlara bildirilmesi, alacak ve taşınmazların vergi dairelerine beyan edilmesi, yapılan bu bildirim ve beyanlardan hareketle vergi incelemesi, vergi tarhiyatı, soruşturma ve kovuşturma yapılmaması öngörülmektedir.

Hangi varlıklar bu kapsama girmektedir?
Yurt dışında bulunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetleri ile alacak ve taşınmazlar bu kapsamdadır.
Yurt içi varlıklar bu kapsama dâhil değildir.

Varlıkların bildirimi başka kişilerin nam ve hesabına yapılabilir mi?
Gerçek ve tüzel kişiler, bu varlıkları, diğer kişilerin nam veya hesabına bildirim veya beyanda bulunabilecektir.

Ne zamana kadar ve nereye beyan edilmesi gerekiyor?
  • Para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31/12/2016 tarihine kadar Türkiye'deki banka veya aracı kurumlara bildirilecektir.
  • Alacaklar ve rayiç bedeliyle taşınmazlar, 31/12/2016 tarihine kadar, Türk Lirası cinsinden vergi dairelerine beyan edilecektir.
Beyan edilen varlıklar ne zamana kadar Türkiye’ye getirilmeli?
Yurt dışında bulunan ve bu kapsamda bildirilen para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, 31/12/2016 tarihini geçmemek şartıyla, bildirim tarihini takip eden bir ay içerisinde; beyan edilen alacak ve taşınmazların ise beyan edilen değerlerinin karşılığının Türk Lirası veya döviz olarak,  beyan tarihini takip eden bir yıl içerisinde Türkiye’ye getirilmesi gerekiyor.

Hangi tarihten itibaren sahip olunan yurt dışı varlıkları bu kapsamdadır?
Düzenlemede bu yönde bir tarih belirlenmemiştir. Bu sebeple, bildirilecek olan varlığın belli bir tarihten önce yurt dışında olduğunu ispat etmeye gerek yoktur.

Varlıkları Türkiye’ye getirmeden bu düzenlemeden yararlanılabilinir mi?
Bunun sadece bir istisnası vardır. Buna göre, kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve düzenlemenin yürürlük tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin, en geç 31/12/2016 tarihine kadar, kapatılmasında kullanılabilir. Bu takdirde, borcun defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, ödemede kullanılan varlıkların Türkiye'ye getirilme şartı aranmaksızın bu düzenlemeden yararlanılabilinir.

Varlıkların kayıtlara intikali ne şekilde olacaktır?
Yurtdışından getirilen bu varlıklar, işletmelerin kanuni defterlerine kaydedilebilecektir. Kayıt işlemlerinde sınırlayıcı bir düzenleme öngörülmemektedir. İşletmelere, sermayeye ilave etme, özel fon hesabında tutma veya işletme borçlarının ödenmesinde kullanma konusunda ihtiyarilik sağlanmaktadır.
Ayrıca, bildirim ve beyana konu edilen varlıklar için amortisman ayrılamayacaktır. Bu varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

Hangi avantajları getirmektedir?
Bu kapsamda bildirilen veya beyan edilen işlemler dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacaktır. Diğer bir anlatımla bu varlıklar için vergi alınmayacaktır.
Kanuni defterlere kaydedilen varlıkların, sermayeye ilave edilmemiş olması kaydıyla, işletmeden çekilmesi kar dağıtımı sayılmayacak ve bu nedenle gelir ve kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmayacaktır.
Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle, bildirim veya beyanda bulunan kişiler ile varlıkların nam veya hesabına getirildiği diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdinde, hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak, vergi cezası kesilmeyecektir.
Nam veya hesabına bildirim veya beyanda bulunulanlara yapılan intikaller, ivazsız intikal olarak değerlendirilmeyecek veveraset ve intikal vergisine konu edilmeyecektir.
Diğer taraftan bildirim veya beyanda bulunanlar ile bunların kanuni temsilcileri hakkında, sırf bu beyanın yapılmış olmasından dolayı ve bu beyandan hareket edilerek, aşağıda yer alan ilgili kanun ve kanun hükümleri dahil olmak üzere, hiçbir şekilde herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılmayacak ve idari para cezaları uygulanamayacaktır;
  • 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun,
  • 106, 107, 108, 109 ve 110 uncu maddeleri hariç olmak üzere, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu,
  • 4458 sayılı Gümrük Kanunu,
  • 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu,
  • 213 sayılı Kanunda düzenlenen suçlar ile bu suçlardan kaynaklanan mal varlığı değerleriyle ilgili olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesi.
Varlıkların Türkiye’ye getirilmemesi halinde bir yaptırım olacak mı?
Bu kapsamdaki varlıkların Türkiye'ye getirilmemesi veya Türkiye'deki bankalar veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi halinde, tasarının geçici 2 nci maddesinin beşinci fıkra hükmünden yararlanılamayacak ve;
  • Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle, bildirim veya beyanda bulunan kişiler ile varlıkların nam veya hesabına getirildiği diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdinde, vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılabilecek, vergi cezası kesilebilecek,
  • Nam veya hesabına bildirim veya beyanda bulunulanlara bu kapsamda yapılan intikaller, ivazsız intikal olarak değerlendirilebilecek ve veraset ve intikal vergisine konu edilebilecek,
  • Diğer kanunlar nezdinde; araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılabilecek ve idari para cezaları uygulanabilecek.
Kaynak: www.verginet.net

26 Haziran 2016 Pazar

Varlık Barışı Yolda (Hiç Gitmedi ki...)

Ben dememiş miydim diyerek bir klişeyi yerine getirelim.

Nur topu gibi bir varlık barışımız daha oldu. Sanırım bu dördüncüsü.

Devletin ne zaman yokluk barışı yapacağını bilmiyoruz ama dördüncü defa varlık barışı yaptığına göre varlıklılarla barışma sürecimiz daha bitmemiş demek. Burada kim kime küsmüş, küsen mi barışıyor, küsülen mi barışıyor bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var ki Yeni Türkiye'de de Eski Türkiye'nin bir çok alışkanlığı devam ediyor.

Detaylara sonra gireriz.

29 Şubat 2016 Pazartesi

Verginin Magazini – Vergi Affı Yolda mı?

Bu işlere biraz bulaşan herkes bilir ki memleketimiz bazı konularda çok affedicidir. Katiller ve hırsızları hapiste tutmaya kıyamazken eli kalem tutan insanları mapusta çürütmeyi de severiz. Neyse Levent Kırca tarzı ironimizi de yaptık, konumuza dönelim.

Network’u çok geniş birisi olmamama rağmen Maliye Bakanlığı kökenli üstadlarla irtibatımız devam etmekte. Aldığımız son duyumlara göre yine, yeniden bir vergi affı ufukta gözüktü.

Tahminimce 2015 kurumlarını verdikten sonra 2015 ve geriye yönelik kapsamlı bir af söz konusu olacak. Detaylarla ilgili hiç bilgim yok ama matrah artırımı yönteminin sevildiğini söyleyebilirim.

Hayat sürprizlerle dolu tabii ki. Sadece bir dedikodu da olabilir. Ama tarihimize baktığımızda bu işlerde arayı çok soğutmadığımız malum.


Hayırlısı…

2 Şubat 2016 Salı

Kur Farkı Faturası – İç Yüzde mi Artı KDV mi?

Öncelikle kur farkının KDV’ye tabi tutulmasını saçma bulduğumu ifade etmek istiyorum. Saçma olan bir konu nedeniyle özellikle dövizli alım ya da satımı olan firmalara kur farkı faturası kestirtilerekeziyet edilmesini de esefle kınıyorum.

Dahası, bu konuda Maliye’nin tüy dikercesine muğlak bir tebliğ yayınlayarak ortalığı daha da karıştırmasını anlayamıyorum.

Herkesin bildiği gibi bugün birçok firma kur farkı faturasından bihaber. Cahillik erdemdir. Ziyanı yok. Haberdar olanlar ise haberim yokmuş gibi çek panpa modunda. Tabi konu yine bir avuç kurumsal ya da yabancı sermayeli firmanın yırtınmasına kalıyor. Orta halli bir firmadan kur farkı faturası almaya çalışan oldu mu hiç? Anasına küfretmişsiniz gibi tepki veriyor bir çoğu.

Bazı zekiler ise bu faturaları artı KDV olarak kesebileceklerini belirtiyorlar. Yani KDV’yi size kitlemeye çalışıyorlar. İşin acısı bunu yapan bazı kurumsal firmalar da var.

Tabi bu konuda mazur firmalar da var. Zira berbat bir mevzuatımız olduğu için en açık konuda bile tereddüte düşülmesi muhtemel. Mesela KDV Uygulama Genel Tebliği ile bundan önceki tüm KDV mevzuatının yürürlükten kalktığını düşünenler var. Tebliğ ile sirkülerin farkını bilmeyenler var.

Peki bilmek zorundalar mı? Ya da en azından çok temel konuda kanun maddesinden ya da en azından bir alt mevzuattan (tebliğ diyelim) konunun tartışmasız bir şekilde sonuca bağlanması çok mu zor?

Maalesef bizde zor.

Konumuza dönersek; KDV Uygulama Genel Tebliği ile kur farkı faturalarında artı KDV uygulanacağını savunanlara katılmadığımı belirtmek istiyorum.
Öncelikle, 60 nolu sirküler yürürlüktedir.
 KDV Uygulama Genel Tebliği ile sadece önceki tebliğler yürürlükten kaldırılmış, yürürlükten kaldırılan tebliğlere yapılan atıflarda Uygulama Genel Tebliğindeki hükümlere bakılacağı ifade edilmiştir.
 105 Nolu KDV Genel Tebliği ile KDV Uygulama Genel Tebliğinin Kur Farkları ile ilgili bölümleri neredeyse kelimesi kelimesine aynıdır. Ek olarak sirkülerin 4.5.1 bölümünde uygulama detayına (yani iç yüzde konusuna) değinilmiştir. Sirkülerin genel amacı da budur. Dolayısıyla daha önceden de olduğu bugün de KDV dahil bedelin dövize endeksli olması durumunda kesilecek kur farkı faturasındaki KDV’nin iç yüzde yöntemi ile hesaplanması gerekmektedir.

Ben kafamda problemi çözdüm. Darısı Maliye’nin başına…

25 Mart 2015 Çarşamba

Ölüm Halinde Mirasçıların Vergisel Sorumlulukları

1-ÖLENLE İLGİLİ OLUP MİRASÇILAR TARAFINDAN YERİNE GETİRİLMESİ GEREKEN VERGİSEL YÜKÜMLÜLÜKLER
Miras bırakanın sağlığında yerine getirmesi gereken tüm vergisel ödevler mirası reddetmemiş mirasçılara geçmektedir. Bu ödevler, mükellefiyete ilişkin asli ödevler (vergi ödemek) olabileceği gibi şekli ödevleri de (beyanname vermek, defter tutmak) ihtiva eder.

Mirası reddetmemiş mirasçılar ölenin vergi borçlarından kendilerine düşen miras hisseleri oranında sorumludurlar. Murise ait vergisel yükümlülüklerin hangi mirasçı tarafından yerine getirileceği konusunda bir düzenleme yoktur. Önemli olan vergisel yükümlülüğün yerine getirilmesidir. Eksik kala vergisel yükümlülüklerde İdare mirasçıların her birine ayrı ayrı ve miras payları oranında müracaat etmek durumundadır.

GVK’na göre yıllık beyana tabi geliri olan bir kimsenin ölümü halinde vergisel ödevleri mirası reddetmemiş olan mirasçılar tarafından yerine getirilir.

Ölüm halinde gelir vergisi beyannamesi verme süresi ölüm tarihinden itibaren 4 aydır. Buna göre;

-          Ölümden önceki yıla ait olup, ölenin vermediği yıllık beyannamesinin,
-          Yılbaşından ölüm tarihine kadar olan kıst dönem beyannamesinin,
verilmesinde bu dört aylık süre dikkate alınır.

İlgili kanun maddesi aşağıda yer almaktadır:

Yıllık Beyannamenin Verilmesi
http://www.gib.gov.tr/fileadmin/template/main/images/ic_title_cizgi.gifhttp://www.gib.gov.tr/fileadmin/template/main/images/ic_title_cizgi_uc.gif

Kanun Ad
GELİR VERGİSİ KANUNU
Madde No
92
Kapsam
Bir takvim yılına ait beyanname izleyen yılın Mart ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar, gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticarî kazançlardan ibaret olması halinde izleyen yılın Şubat ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar, tam mükellefiyette vergiyi tarha yetkili vergi dairesine, dar mükellefiyette Türkiye'de vergi muhatabı mevcutsa onun Türkiye'de oturduğu yerin, Türkiye'de vergi muhatabı yoksa işyerinin, işyeri birden fazla ise bu işyerlerinden herhangi birisinin bulunduğu yer vergi dairesine verilir veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir.
Takvim yılı içinde memleketi terk edenlerin beyannameleri memleketi terke takaddüm eden 15 gün, ölüm halinde ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde verilir.


Örnek: Kişi 21 Mart 2015 tarifinde vefat etmiş olsun.

2014 yılı beyanı:
Vefat eden kişi 2014 yılı gelir vergisi beyannamesini vermeden önce öldüğü için bu beyannamenin verilmesi mükellefiyeti, mirası reddetmemiş mirasçılar tarafından yerine getirilecektir. Örneğe göre mirasçılar ölene ait gelir vergisi beyannamesini 22 Mart ile 20 Temmuz akşamı arasında herhangi bir günde verebilirler.

2015 yılı beyanı:
Ölüm halinde beyan süresi dört ay olarak belirtildiğine göre, söz konusu kıst döneme ait gelir vergisi beyannamesi de yine 22 Mart ile 20 Temmuz akşamı arasında herhangi bir günde verilebilecektir.
Yani dört aylık süre hem geçmiş yıl kazançlarının hem de cari dönem kazançlarının beyanında geçerlidir.

Her iki durumda da tarh olan vergilerin beyanname verme süreleri içinde (yani 20 Temmuz akşamına kadar) ödenmesi gerekmektedir.

2- MİRASÇILAR TARAFINDAN VERİLECEK VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ BEYANNAMESİ*

*Aşağıdaki bilgiler sadece ölüm-verasetten kaynaklanan vergi ve beyanına ilişkin olarak hazırlanmıştır.

2.1.Ölüm halinde Mirasçıların Yapması Gereken İşlemler

·         Mirasçılık belgesi (Sulh Hukuk Mahkemesinden ya da Noterden alınabilir.)
·         Veraset ve İntikal Vergisi (VİV) Beyannamesi vermek
·         Gerekiyorsa diğer özel işlemleri yapmak

2.2.VİV Konusu
Türk vatandaşları ile TC sınırlarında intikal eden mallardır.

2.3.VİV Mükellefi
Veraset (miras) yoluyla karşılıksız bir suretle mal intikal eden gerçek ve tüzel kişilerdir. (Yani mirasçılardır.)

2.4.VİV İstisnaları
·         Veraset yoluyla intikal eden ev eşyası ile vefat edene ait kişisel eşyalar ve aile hatırası olarak korunan tablo, kılıç, madalya gibi eşyalar,

·         Veraset yoluyla intikal eden malların, evlatlıklar da dahil olmak üzere çocuklar ve eşten her birine düşen miras paylarının (2015 yılı için) 161.097 TL’si, eşin yalnız başına mirasçı olması halinde ise kendisine isabet eden miras payının (2014 yılı için) 322.392 TL’si 

2.5.VİV Beyannamesinin Verilmesinde Dikkate Alınması Gereken Hususlar

Mirasçılar, ilk tarhiyatta nazara alınmak üzere kendilerine intikal eden malları aşağıdaki değerleme ölçülerinden faydalanarak;
·         Mirasçılar VİV konusuna giren mallarını, VİV Kanunu 10. Maddesinde belirtilen değerleme ölçülerine göre değerleyecekledir.
·         VİV Kanununda değerleme ölçüsü belirtilmeyen mallar ise Vergi Usul Kanunu’nun servetleri değerleme ile ilgili 3. Bölümdeki esaslara göre değerlendirilecektir.
Bu değerleme ölçülerine göre elde edilen tutar aynı kanunun 12. maddesinde  yer alan aşağıdaki borç ve masrafların indirilmesinden sonra kalan miktar dikkate alınır. Kalan tutara ilgili istisnalar uygulanır ve istisna düşüldükten sonrasında hesaplanan tutara ilgili tarife uygulanır.

Tenzil Olunabilecek Borçlar ve Masraflar
http://www.gib.gov.tr/fileadmin/template/main/images/ic_title_cizgi.gifhttp://www.gib.gov.tr/fileadmin/template/main/images/ic_title_cizgi_uc.gif


Kanun Ad
VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU
Madde No
12
Kapsam
İktisabedilen malların değerlerinden veya değerleri yekunundan aşağıda yazılı borçlar ve masraflar, beyannamede gösterilmek şartiyle tenzil olunur.
a) Veraset yoliyle vukubulan intikallerde murisin ihticaca salih vesaika müstenit borçları ile vergi borçları;
b) Diğer suretle iktisaplarda intikal eden malın aynına taalluk eden borçlarla vergi borçları (Şu kadar ki, hibe eden hibe ettiği mala taalluk eden borçları kendi üzerine almış veya öyle taahhüt etmiş ise bu borçlar nazara alınmaz);
c) Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde olan şahıslara ait mallardan yabancı memleketlerde bulunanlara taalluk eden borçlar ve yabancı memleketlerde bu mallar dolayısiyle alınan Veraset ve İntikal Vergileri (Tevsik edilmek şartiyle);
(c) fıkrasında yazılı borçlar ile Veraset ve İntikal vergileri, beyannamede gösterilen bu kabil malların değerini geçemez).
d) Cenazenin teçhiz ve tedfini için yapılan masraflar.
 Değerleme ölçülerinin kısa açıklamarı aşağıdaki gibidir:

·         Gayrimenkullerin Beyanı
01.01.1983 tarihinden sonra miras yolu ile intikal eden gayrimenkul, ticari işletmeye dahil olsun olmasın ölümün meydana geldiği yıla ait EMLAK VERGİSİNE esas olan VERGİ DEĞERİ ile beyan edilmesi gerekir.

·         Ticari Sermaye
Bilanço esasına göre defter tutanlarda ölüm tarihine isabeden yıldan önceki takvim yılı bilançosuna göre (ölüm 2015 yılında gerçekleşti ise 31.12.2014 yılı bilançosu) bulunacak öz sermaye, ticari sermaye olarak dikkate alınacaktır. Ancak mirasçılar isterse ölüm günü itibariyle çıkaracakları bilançoyu esas alarak öz sermayelerini tespit edip beyan edebileceklerdir.

·         Menkul Mallar ve Gemiler
Menkul mallar ve gemiler rayiç (normal alım satım bedeli) bedelleri ile beyan edilir.

·         Hisse Senetleri
Hisse senedi borsada kayıtlı ise hisse senetleri, borsada kayıtlı ise ölüm tarihinden önceki son üç yıl içinde borsada gördüğü en son işlem değeri ile değerlenmektedir. Borsada kayıtlı değil ise üzerinde yazılı değerlerini beyan edeceklerdir.

·         Borç Senetleri
Borç senetleri üzerinde yazılı değerlerle beyan edilir.

·         Yabancı Paralar
Yabancı paralar Maliye Bakanlığı’nca tespit olunacak kura göre değerlendirilerek beyan edilir.

·         Haklar
Tescile tabi bilumum haklar tapu siciline kaydedilen değer esas alınır. Tapu sicilinde bedeli gösterilmeyen ve diğer haklar değerlenmeyecek ve bu haklar ilk tarhiyatta nazara alınmayacaktır.

2.6.Beyannamenin Verileceği Yer
Veraset yoluyla gerçekleşen intikallerde ölen kimsenin ikametgahının bulunduğu yerdeki vergi dairesine verirler.

2.7.Beyanname Verilme Zamanı
Ölüm Türkiye’de meydana gelmiş ise ölüm tarihinden itibaren dört ay içinde verilir.

2.8.Beyannameye Eklenecek Belgeler
·         -Veraset ilamı (Mirasçılık Belgesi)
·         -Vasiyetname, miras mukavelenamesi
·         -Borç ve masraflara ait belgeler
·         -Ticari bilanço ve gelir tablosu
·         -Gayrimenkul için, tapunun fotokopisi ve emlak vergisi değerini gösteren ilgili belediyeden alınmış bir belge
·         -Ölüm ve mirasçılık bildirimi

2.9.Vergi Oranı

2015 yılı tarifesi aşağıdaki gibidir:
Matrah
Verginin Oranı (%)
Veraset Yoluyla İntikallerde
İlk 200.000 TL için
1
Sonra gelen 480.000 TL için
3
Sonra gelen 1.060.000 TL için
5
Sonra gelen 1.900.000 TL için
7
Matrahın 3.640.000 TL’yi aşan bölümü için
10

2.10.Ödeme Süresi
Vergi, tahakkuktan itibaren üç yılda her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere toplam altı eşit taksitte ödenir.

Örneğin; ölüm 1 Şubat 2014 tarihinde gerçekleşmiş ve mükellef Nisan ayında beyanda bulunmuşsa ödemeleri Mayıs ve Kasım aylarında olacaktır. Eğer mükellef Mayıs ayı içinde beyanda bulunmuş ise taksitle Kasım ayında başlayacaktır.

2.11.Örnek Hesaplama
Vefat eden kişinin 400.000 TL miras bıraktığı, iki çocuğu bulunduğu varsayıldığında, her çocuk kendine kalan miras payından 161.097 TL istisna düşüldükten sonra kalan tutar veraset ve intikal vergisi matrahı kabul edilip tarife oranına göre vergilenecektir.

Her bir çocuğun miras payı %50 (200.000 TL) olduğundan birisinin matrahı:

200.000 – 161.097 = 38.903 TL olacaktır.
Ödenecek vergi: 38.903 * %1 = 389,03 TL olacaktır.