T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
MÜKELLEF HİZMETLERİ KATMA DEĞER VERGİSİ
GRUP MÜDÜRLÜĞÜ
|
||||
Sayı
|
:
|
39044742-BSMV-1081
|
24/07/2013
|
|
Konu
|
:
|
Sigorta acenteleri arasında verilen işler nedeni ile
elde edilen komisyonların KDV ve BSMV karşısında durumu ve fatura düzeni
|
||
27 Ağustos 2014 Çarşamba
Tehlikeli Mukteza: Sigorta acetenlerinin sigorta firmaları dışındakilerden elde ettikleri komisyon gelirlerine KDV uygulanmalı.
İlginç mukteza: Hem giderini indiremiyoruz, hem de yansıttığımız gideri hasılat kaydediyoruz. (!)
|
Başlık
|
Otel işletmeciliği
faaliyetinde bulunan şirketin helikopterine ilişkin gider, amortismanlar ve
KDV.
|
|||||||||||||||||||||||||
|
Tarih
|
08/04/2014
|
|||||||||||||||||||||||||
|
Sayı
|
39044742-130-813
|
|||||||||||||||||||||||||
|
Kapsam
|
|
|||||||||||||||||||||||||
İlgide kayıtlı
özelge talep formunuzda, Antalya ve Alanya'da farklı yerlerde otel
işletmeciliği faaliyetinde bulunan Şirketinizin Mersin ilinin Mut ilçesinde
enerji üretimi yapan bir iştiraki bulunduğu, 2012 yılında otelleriniz ile
enerji santrali arasındaki ulaşımın daha hızlı sağlanması amacıyla bir
helikopter satın aldığınız belirtilerek,
- Bu helikopterin
giderlerinin ve amortismanlarının kurum kazancının tespitinde gider olarak
dikkate alınıp alınamayacağı,
- İştiraki enerji
şirketine helikopter kullanımı dolayısıyla fatura kesilmesi halinde
helikopterle ilgili giderlerin ve amortismanların ne şekilde dikkate
alınacağı,
- Helikopterin
giderlerine ilişkin katma değer vergisinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı,
hususlarındaki
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
1- Gelir ve
Kurumlar Vergisi Kanunları Açısından:
5520 sayılı
Kurumlar Vergisi Kanununun "Safi kurum kazancı" başlıklı 6 ncı
maddesinde; "1) Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi
içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanır.
(2) Safî kurum
kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki
hükümleri uygulanır...." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un
"Kabul edilmeyen indirimler" başlıklı 11/1-f maddesinde; kiralama
yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan; yat, kotra, tekne, sürat
teknesi gibi motorlu deniz taşıtları ile uçak, helikopter gibi hava
taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların
giderlerin ve amortismanların kurum kazancının tespitinde indirim konusu
yapılmasının mümkün olmadığı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan,
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço Esasında Ticari Kazancın
Tespiti" başlıklı 38 inci maddesinde,
"Bilanço esasına
göre ticari kazanç, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve
başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya
sahiplerce:
1. İşletmeye ilave
olunan değerler bu farktan indirilir;
2. İşletmeden
çekilen değerler ise farka ilave olunur.
Ticari kazancın bu
suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait
hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41'inci maddeleri hükümlerine uyulur."
hükmü yer almaktadır.
Konu ile ilgili
yayımlanan 1 Seri No lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "11. Kabul
Edilmeyen İndirimler" başlıklı bölümün "11.7. Bazı taşıtlara
ilişkin giderler ve amortismanlar" başlıklı alt bölümünde, "Kiralama
yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan bazı motorlu deniz taşıtları ile
uçak, helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile
ilgili olmayanların giderleri ile amortismanlarının indirimi mümkün
değildir." açıklamalarına yer verilmiştir.
Öte yandan, 180
Seri No lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "C) Taşıtların
Giderleri ve Amortismanlarının Vergi Matrahından İndirilmesi" başlıklı
bölümün "d) İşletmenin Esas Faaliyet Konusuyla İlgili Olmayan Yat Kotra
Tekne Sürat Teknesi Gibi Motorlu Deniz ve Uçak Helikopter Gibi Hava
Taşıtlarıyla İlgili Giderleri ile Amortismanlar" başlıklı alt bölümünde,
"Gelir
Vergisi Kanununun 41'inci maddesinin birinci fıkrasına 4008 sayılı Kanunla
eklenen 7 numaralı bent hükmü ile kiralama yoluyla edinilen veya işletmede
kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtlarıyla
uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarının işletmenin esas faaliyet konusuyla
ilgili olmaması halinde bu taşıtlara ilişkin giderler ile amortismanların
ticari kazançtan gider olarak indirilmesi kabul edilmemiştir.
Sözü edilen bentte
yer alan deniz ve hava taşıtlarının işletmenin esas faaliyet konusuyla ilgili
olmaması durumunda, zati veya ailevi ihtiyaçlarda kullanılması veya sadece
işletmede kullanılmış olması sonucu değiştirmemektedir.
Öte yandan,
yukarıda sayılan ve işletmenin esas faaliyet konusuyla ilgili olan deniz ve
hava taşıtlarının, aynı zamanda işletme sahibinin zati veya ailevi
ihtiyaçlarında da kullanılması halinde, bu taşıtlara ilişkin giderler ile
amortismanlarının yarısının indirileceği tabiidir.
açıklamalarına yer
verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, faaliyet konusu otel
işletmeciliği olan Firmanızın iştiraki bulunduğu enerji üretimi yapan şirket
ile aranızdaki ulaşımı daha hızlı sağlamak amacıyla kullanılan hava
(helikopter) taşıtına ait giderler ve amortismanların Şirketin esas faaliyet
konusu ile ilişkili olmaması nedeniyle Firmanız tarafından kurum kazancının
tespitinde indirim olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, Firmanızın enerji şirketine hava
(helikopter) taşıtı kullanımı dolayısıyla fatura düzenleyerek gelir elde
etmesi durumunda elde ettiği gelirin kurum kazancı olarak beyan edileceği
hususu da tabiidir.
2-Katma Değer
Vergisi (KDV) Kanunu Açısından:
3065 sayılı KDV
Kanununun 29/1 nci maddesinde; mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler
üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça,
faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler
dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen
KDV yi indirebilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun 30/d
maddesinde ise; Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın
tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV nin
indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Buna göre,
faaliyet konusu otel işletmeciliği olan Firmanızın iştiraki bulunduğu enerji
üretimi yapan şirket ile aranızdaki ulaşımı daha hızlı sağlamak amacıyla
kullanılan hava (helikopter) taşıtına ait giderler ve amortismanların
Firmanız tarafından kurum kazancının tespitinde indirim olarak dikkate
alınması mümkün bulunmadığından KDV Kanununun 30/d maddesine göre bunlar için
ödenen KDV'nin indirim konusu yapılması da mümkün bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini
rica ederim..
|
||||||||||||||||||||||||||
26 Ağustos 2014 Salı
Grup İçi Kredi Kullanımı ve Örtülü Sermaye Uygulaması
Ortalama vadesi bir yıla
kadar olanlarda
|
3%
|
Ortalama vadesi 1 yıl (1 yıl
dahil) ile 2 yıl arasında olanlarda
|
1%
|
Ortalama vadesi 2 yıl (2 yıl
dahil) ile 3 yıl arasında olanlarda
|
0,5%
|
Ortalama vadesi 3 yıl (3 yıl
dahil) ve üzerinde olanlarda
|
0%
|
Fiili İthalattan Sonra Doğan Kur Farkı KDV’ye Konu Olmalıymış.
12 Mart 2012 Pazartesi
ELEKTRONİK KİTAP SATIŞINDA UYGULANACAK KDV ORANI
Öncelikle konuyu daha geniş bir perspektiften ele alıp elektronik ticaretin vergi mevzuatındaki yeri hakkında kısaca bir şeyler söylemek faydalı olacaktır.
Teknolojinin hızla geliştiği, internetin (daha doğrusu mobilitenin) her alanda mutlak hakimiyetini pekiştirdiği günümüzde ticari faaliyetin yapısında da büyük bir değişim yaşanmaktadır. Bugün, gerek tüketiciler gerekse de firmalar alış verişlerinin büyük bir kısmını internet üzerinden gerçekleştirmektedir. Bazı ürünler –özellikle de yazılımlar ve e-kitaplar- fiziksel bir varlık oluşturmadıkları için direkt olarak internet üzerinden alınıp satılabilmektedir. Bu hızlı değişime yasal düzenlemelerin aynı süratle cevap verebilmesi maalesef mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, devletlerin ticari faaliyetin elektronik mecraya kayması dolayısıyla vergi gelirlerinde yaşayacakları kayıplar özellikle hala etkisini azaltsa da hissetmeye devam ettiğimiz ekonomik kriz ortamında büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle devletler elektronik ticareti vergi gelirleri açısından kontrol edebilmek için bir çok girişimde bulunmakta ve teknolojiden azami yararlanmaya çalışmaktadır.
Yukarıda belirttiğimiz gibi konu, vergi gelirleri özelinde devletler açısından ele aldığımızda, hayati önem arz etmekle birlikte hala cevap bulunamayan bir çok soruyu da beraberinde getirmektedir. Bunlardan en önemlileri elektronik ticaretin hangi ülkede gerçekleştiği, bu ticaret üzerinden alınacak verginin hangi ülke mevzuatına göre tespit edileceği (ya da devletler arası ikili anlaşmaların uygulanabilirliği) ve vergi gelirinin hangi ülkeye ait olacağıdır. Bu konular daha ilk aşamada hali hazırda büyük tartışmalara neden olmaktadır. Tartışmaların detaylarına girmek ise vergi konusunda uzman olan kişilerin bile kafasını karıştırabilmektedir. Bu nedenle uluslararası nitelikte iş yapan ya da yapacak kişilerin konunun vergisel boyutunun ciddi sonuçlar doğurabileceğinden hareketle profesyonel destek almalarını öneriyoruz.
Öte yandan ticari faaliyet ülke sınırları içerisinde gerçekleşiyor ise konu nispeten de olsa biraz daha kavranılabilir hale gelmektedir.
Elektronik kitap, ülkemizde bu kitapların okunmasını sağlayan mobil araçların fiyat ve pazar olarak çok daha kolay ulaşılabiliyor olması le birlikte yaygınlaşmaya başladı. Bu sektörde faaliyet gösteren ya da faaliyet göstermeyi planlayanlar açısından konunu mali yönü ise merak edilmektedir. Tarafınızca aktarılan sorular, bu alanla ilgili olan herkesin düşündüğü konular olması dolayısıyla çok yerinde ve önemli sorular.
1. E-kitap satışlarında, satışı gerçekleştiren şirketlerin denetimi:
Bu alanda faaliyet gösterecek internet sitelerinin de tıpkı diğer ticaret işletmeleri gibi ticaret sicile kaydolmaları, faaliyetin gerçekleşeceği bölgenin vergi dairesinde mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekmektedir. Ayrıca bu işletme bünyesinde personel çalıştırılacaksa benzer şekildeki bildirimin bölgenin sosyal güvenlik kurumuna da yapılması gerekmektedir. Bu işletmeler de tıpkı diğer ticari işletmeler gibi Vergi Usul Kanunundaki defter ve belge düzenlerine uyacaklardır.
Denetim aşamasına geldiğimizde ise; vergi idaresi de özellikle son yıllarda teknolojiden artan bir hızda istifade etmektedir. Bilindiği üzere işletmelerin hemen hemen tüm bildirim ve beyannameleri elektronik ortamda düzenlenip ilgili kurumlara beyan edilmektedir. Vergi idaresi de elektronik ortamda elde ettiği verileri analiz etmekte, farklı kriterlere göre değerlendirmekte ve gerek gördüğünde firmaları denetlemektedir.
Denetim, Vergi Usul Kanunu açısından yasal defter ve belgeler üzerinden yürütülmekle birlikte yukarıda bahsettiğimiz gibi teknolojiden yüksek oranda faydalanıldığından firmanın kayıtları elektronik ortamda da temin edilip kontrol edilmekte, firmanın işlem yapmış olduğu üçüncü şahıs ve hatta nihai tüketicilerle de gerek direkt olarak irtibata geçilerek gerekse de bu kişilerin elektronik ortamda yaptıkları bildirimler ile denetlenen firmanın verileri karşılaştırılarak çapraz kontrol yapılmaktadır.
Dolayısıyla her ne kadar yukarıda bahsettiğimiz gibi mevzuat, teknolojin hızına yetişemese de çok da gerisinde olduğunu düşünmek haksızlık olacaktır.
2. Mevcut mali düzenlemelerde e-kitap satışıyla ilgili mevzuat, yapılması gerekli değişiklikler:
Mevcut mali düzenlemelerde sadece e-kitap özelinde değil genel olarak elektronik ticaret açısından yapılması gereken bir çok düzenleme söz konusudur.
Yapılması gereken düzenlemelerden ilk akla gelen ve özellikle uluslararası işlemler açısından önem arz eden konu hem ülke içinde hem de ülkeler arasında genel kabul görecek ve üzerinde mutabık kalınabilecek bir vergilendirme rejiminin net olarak tanımlanmasıdır. Bu tanımlama bu alanda faaliyet gösteren işletmelerin, hangi ülkenin mükellefi olacağı, verginin hangi ülke tarafından alınacağı, ikili anlaşmaların nasıl uygulanacağı gibi henüz net olarak cevaplandırılamamış sorulara net cevaplar ortaya koymalıdır.
Netleştirilmesi gereken bir diğer konu ise Katma Değer Vergisi konusudur. Türkiye’de yerleşik bir işletmenin yine Türkiye’de yerleşik bir kişiye e-kitap satmasının Katma Değer Vergisinin konusuna girdiği çok açık olmakla aşağıdaki gibi soruların da cevaplanabileceği yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
- e-kitabın yurt dışındaki bir kişiye ya da firmaya satılması durumunda bu satış mal ihracı olarak değerlendirilip KDV’den istisna tutulabilir mi?
- e-kitabın yurt içinde mukim bir kişiye, kişi yurt dışındayken satılması durumunda bu satış mal ihracı olarak değerlendirilebilir mi?
Yukarıdaki soruyla ilgili olarak kisa bir bilgi vermek yerinde olacaktır. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11/1/a maddesine göre ihracat teslimleri KDV’den istisnadır. Yine aynı Kanun’un 12/a maddesine göre bir teslimin ihracat sayılabilmesi için teslimin yurt dışındaki bir müşteriye veya bir serbest bölgedeki bir alıcıya ya da gümrük antreposu işleticisine yapılmalıdır. Yapılan mal tesliminin ihracat olarak değerlendirilmesini ispat edecek en önemli döküman ise gümrük beyannamesidir. Bu beyanname olmaksızın yurt dışına satışı yapılan bir malın ihracat olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Yukarıdaki sorularımıza döndüğümüzde e-kitabın elektronik olarak satışı gerçekleştiğinden; ayrıca, fiziksel varlığı olmayan bir ürün olması dolayısıyla gümrük beyannamesi düzenlenmesi mümkün olmadığından bu satışların mal ihracı olarak değerlendirilmeyip KDV’ne tabi tutulması gerektiği düşünülebilir.
Öte yandan e-kitap ile aynı nitelikteki yazılımların yurt dışına satışları “hizmet ihracı” kapsamında değerlendirilmekte ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nun aynı maddesine hükmüne göre KDV’nden istisna edilmektedir. Buradan hareketle e-kitabın da tıpkı yazılım gibi “hizmet” olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülebilir.
Tartışma maalesef burada da bitmemektedir. E-kitabın bir mal mı yoksa hizmet mi olduğu sorusunun cevabı uygulanacak KDV oranı açısından hayati öneme sahiptir. Eğer KDV kanunu açısından e-kitap “hizmet” olarak değerlendirilirse KDV oranı %18 olarak uygulanacak, yurt dışına yapılan satışlar gerekli diğer şartları da taşımak kaydıyla KDV’den istisna olacaktır. Öte yandan e-kitap, basılı kitap gibi değerlendirilirse bu taktirde KDV oranı %8 olacak ama yurt dışına satışlarda KDV istisnası uygulaması pratik olarak (gümrük beyannamesi ile ispat edilemediği için) imkansız olacaktır.
Yukarıdaki örnekte bahsettiğimiz gri alanlar elektronik ticaretin bir çok aşamasında karşımıza çıkmakta ve bu konular henüz netleşmediği için hesapta olmayan risklerle karşılaşılmaktadır. Bu nedenle mali idarenin elektronik ticarete ilişkin pazar dinamiklerini de gözeten açıklayıcı düzenlemeler yapması büyük önem arz etmektedir.
3- E-kitap satışlarıyla ilgili KDV oranlarının nasıl düzenlenmesi gerektiği:
Bu konuya ilişkin durumu yukarıda irdelemiş olmakla birlikte konuyla ilgili görüşümüz e-kitap satışının normal kitap satışından farklı olmadığı, bu nedenle de KDV oranının %8 olarak uygulanması gerektiği şeklindedir. Öte yandan konunun hiç bir tereddüte yer bırakmayacak şekilde yasal düzenlemelerle netleştirilmesi bu alanda faaliyet gösteren işletmeleri olası risklerden koruyacak ve sektörün önünü görebilmesini sağlayacaktır.
21 Haziran 2009 Pazar
Yabancı Hisse Senetleri ve Vergisel Boyutu
Hisse senetleri alımı nedeniyle oluşan kur farkı ya da kredi faizi, ait olduğu dönemde gider olarak kayıtlara alınır. (olumlu kur farkı olması halinde gelir olarak kayıtlara alınacaktır.)
Hisse senetleri alış bedeli ile değerlendiğinden geçici vergi ve dönem sonlarında değerlemeye tabi tutulmaz. Kar zarar hisse senedi elden çıkarıldığında hesaplanır.
Aşağıdaki istisna şartları söz konusu olmadığı sürece elde edilen Türkiye’de vergilendirilir.
Satın alınan hisse senetleri ile ilgili bir temettü söz konusu olduğu taktirde, kurumlar vergisi kanunu açısından “5.2. Yurt dışı iştirak kazançları istisnası” kapsamında değerlendirilebilmesi için aşağıdaki şartların toplu olarak sağlanması gerekmektedir:
• İştirak edilen kurumun anonim veya limited şirket niteliğinde bir kurum olması,
• İştirak edilen kurumun kanuni ve iş merkezinin Türkiye’de bulunmaması,
• İştirak payını elinde tutan kurumun, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az %10’una sahip olması,
• İştirak kazancının elde edildiği tarih itibarıyla, iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süre ile elde tutulması,
• İştirak kazancının (kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler de dahil olmak üzere) iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az %15 oranında; iştirak edilen yabancı kurumun esas faaliyet konusunun finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında, gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,
• İştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi
Elden çıkarılan hisse senetlerinden elde edilen kazançların “5.3. Tam mükellef anonim şirketlerin yurt dışı iştirak hisselerini elden çıkarmalarına ilişkin istisna” kapsamında değerlendirilebilmesi için ise aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekmektedir.
Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile kazancın elde edildiği tarih itibarıyla aralıksız olarak en az bir yıl süreyle nakit varlıklar dışında kalan aktif toplamının %75 veya daha fazlası, tam mükellef olmayan anonim veya limited şirket niteliğindeki şirketlerin her birinin sermayesine en az %10 oranında iştirakten oluşan tam mükellefiyete tabi anonim şirketlerin, en az 2 tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kurum kazançları, kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.
Buna göre, bentte yer alan istisnadan sadece belli şartları taşıyan tam mükellefiyete tabi anonim şirketler yararlanabilecek olup anonim şirketin;
• Yurt dışı iştiraklerinin anonim veya limited şirket niteliğinde olması ve bu iştiraklerin Türkiye’de tam mükellef olmaması,
• Yurt dışı iştirak kazancının elde edildiği tarih itibarıyla; aralıksız olarak en az bir yıl süreyle nakit varlıklar dışında kalan aktif toplamının %75 veya daha fazlasının yurt dışı iştirak hisselerinden oluşması ve yurt dışı iştiraklerinin her birinin sermayesine en az %10 oranında iştirak etmesi
• Satışa konu iştirak hisselerini, elden çıkarma tarihi itibarıyla en az iki tam yıl (730 gün) süreyle aktifinde tutmuş olması
Yurt dışındaki hisse senetlerinden elde edilen kazançlarla ilgili olarak (temettü ya da değer artış kazancı) yurt dışında ödenmiş olan bir vergi söz konusu olabilir. Bu verginin Türkiye’de ödenecek olan kurumlar vergisinden mahsubu konusunda öncelikle (var ise) kazanca konu olan hisse senedinin ihraç edildiği ülke ile Türkiye’nin imzalamış olduğu çifte vergilemeyi önleme anlaşmasının ilgili maddelerine ve Kurumlar Vergisi Kanunun 33.maddesine göre yapılır.
13 Eylül 2008 Cumartesi
Vergisel Açıdan Finansal Kiralama – Banka Kredisi Karşılaştırması
Finansal Kiralama, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu ile vergisel olarak da VUK’nun mükerrer 290. maddesiyle düzenlenmiştir.
Finansal kiralama yolu ile yapılan edinimlerde en önemli avantaj kalemi olan indirimli olarak uygulanan KDV oranı 31.12.2007’de yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararı ile kaldırılmıştır.
Bu karara göre; Finansal kiralama işlemlerinde, işleme konu olan malın tabi olduğu katma değer vergisi oranı uygulanır.
Öte yandan finansal kiralama aracılığı ile gerçekleştirilecek yatırımların, Yatırım Teşvik Belgesi 'ne bağlanması mümkündür. Teşvik Belgesi kapsamında finansal kiralama aracılığı ile alımı gerçekleştirilecek makine teçhizat KDV 'den istisnadır.
Her iki edinimde de amortisman oranı, söz konusu sabit kıymetin VUK tebliğlerinde yer alan faydalı ömrü nispetinde olacaktır.
Banka kredisi ile alınan sabit kıymetlerle ilgili olarak hesaplanan kur farkı ve faizler 163 seri VUK genel tebliğine göre aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
“1.Yatırımların finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerden kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerekmekte; işletme dönemine ait olanların ise, ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması,
2. Döviz kredisi kullanılarak yurt dışından sabit kıymet ithal edilmesi sırasında veya sonradan bu kıymetlere ilişkin borç taksitlerinin değerlemesi dolayısıyla ortaya çıkan kur farklarından, sabit kıymetin iktisap edildiği dönem sonuna kadar olanların, kıymetin maliyetine eklenmesi zorunlu bulunmakta; aynı kıymetlerle ilgili söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ise, ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilerek amortisman konusu yapılması,
mümkün bulunmaktadır.”
Finansal kiralama ile edinimlerde ise kur ve faizlerle ilgili durum farklılık arz etmektedir. Bir çok görüş finansal kiralama ile banka kredisinin bir farkı olmadığı, bu nedenle 163 seri numaralı VUK genel tebliğindeki hükümlerin finansal kiralamada da geçerli olduğu yönündedir.
Bununla birlikte Maliye Bakanlığı finansal kiramalarda uygulanacak kur farkı ile ilgili vermiş olduğu muhtelif görüşlerde “finansal kiralama yoluyla edinilen kıymetlere ilişkin olarak kiralama süresi içinde sözleşmeye istinaden yabancı para üzerinden yapılan kira ödemelerinin değerlemesi sonucu ortaya çıkan kur farklarının, finansal kiralama konusu kıymetin maliyetine intikal ettirilmesi ve maliyete eklenen bu farkların ilgili kıymetin amortisman süresi içinde itfa edilmesi” gerektiğini belirtmiştir. Sadece kur farkı ile ilgili olarak verilen bu görüşün faizleri de kapsadığı düşünülmektedir.
Sonuç olarak özellikle Bakanlar kurulunun KDV oranları ile ilgili yapmış olduğu değişiklik sonrasında finansal kiralamanın, banka kredisi karşısında bir avantajı kalmamıştır. Ayrıca finansal kiralamalarda hesaplanan faiz ve kur farkları konusundaki muallak durum dikkate alındığında banka kredisi ile edinimde ilk yıl sonundaki faiz ve kur farkları dışındaki faiz ve kur farklarının gider yazılabilmesi mümkün olduğundan vergisel anlamda daha avantajlı olduğu bile söylenebilir.